Veda değil, teşekkür

“Bu bir veda değil, sevgilim, bir teşekkür”. Bu cümle Nicholas Sparks’ın romantik “Şişedeki Mesaj” romanından alıntı.
Türkiye’nin 1961’den bu yana yayınlanan ilk İngilizce gazetesi Hürriyet Daily News’ta yedi buçuk yıldır yürüttüğüm işimden ayrılırken sevgili okurlarımıza ve sevgili meslektaşlarıma karşı duygularımı yansıtıyor. Meslektaşlarıma olan teşekkürlerim bugüne dek birlikte çalıştığımız herkesi kapsıyor kuşkusuz. Ama son dönemde daha da kenetlenerek çalıştığımız, meslektaş olmanın ötesinde arkadaş olduğumuz Ankara temsilcimiz Serkan Demirtaş’ın, İstanbul’da Yazı İşleri Masamızda Barçın Yinanç, Özgür Korkmaz, Ali Kayalar, Emre Kızılkaya ve Güneş Kömürcüler’in emeklerini özel olarak anmama, diğer arkadaşlarımın alınmayacağına inanıyorum.
1 Mayıs 2011’de aynı zamanda köşe yazarı olarak başladığım Hürriyet Daily News Genel Yayın Yönetmenliği bayrağını dün, 1 Ekim 2018’de, daha genç bir kuşağın deneyimli ve iyi gazetecilerinden Gökçe Aytulu’ya devrettim. Daha önce Radikal’de editör ve Yazı İşleri Müdürü olarak birlikte çalıştığımız Gökçe son olarak Hürriyet’in Özel Haber birimini yönetiyordu; Hürriyet Daily News’u da fedakâr ve çalışkan arkadaşlarımın katkısıyla en iyi şekilde yönetmek için elinden geleni yapacağından eminim.
Az önce aktardığım alıntı romantik ama bu aralar Türkiye ve etrafındaki gelişmeleri romantik sözcük ve deyimlerle ifade etmek kolay değil.
Suriye örneğinde görüldüğü gibi, Türkiye’nin de dışında kalamadığı çatışmalar var etrafımızda. Ciddi terörizm sorunları var. Yüksek kamu harcamalarına alıştırılmış bir toplumda, hükümeti kemer sıkma önlemlerine iten ekonomik zorluklar söz konusu. Hayat pahalılığı dar gelirli kesimler üzerindeki ekonomik baskıyı artırıyor. Adalet sistemi hem içte, hem dışta sert eleştirilere maruz kalıyor. Rusya, Türkiye’nin stratejik tercihlerinde giderek daha önemli rol oynarken, Batı ile ilişkiler giderek, aslında ortak olması arzulanan değerler ekseninden ticari dayatmacılık eksenine kayıyor. Kürt meselesi mevcut koşullar altında buzluğa kaldırılmış durumda.
Medyanın durumunu bütün bu gelişmelerden soyutlamak mümkün değil. Bu tablo ekonomik ve siyasi aktörler için olduğu kadar, sokaktaki adam ve kadını için de bir belirsizlik atmosferi oluşturuyor.
Bir süredir işimi bu koşullar altında sürdürme imkânımın kalmadığına inanıyordum; evet, daha Hürriyet Medya’nın sahipliği Doğan Grubu’ndan Demirören Grubu’na geçmeden önce de. En azından ayrılma kararımın temelindeki neden bu değil.
Yalın ifadeyle, Türk medyasındaki dönüşümünün son perdesinde rol almak istemiyor, belki biraz da eskinin içinden yeninin doğuşuna tanıklık etmeyi arzuluyorum.
Bu Türkiye görünümünde insanlar artık giderek daha az gazete okuyor, televizyon haberlerini giderek daha az izliyorlar. Uzun lafın kısası, benimki yazmaya, söylemeye, haberciliğe veda değil. Aslına bakarsanız bu bir veda da değil; Türkiye’de düzgün haberciliğin er ya da geç yükseleceğinden, kendi okurunu, izleyicisini bulacağından eminim.
O zamana dek, hoşça kalın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s